17 Mart 2017 Cuma

Çocuklar Niçin Oyun Oynar Hiç Düşündünüz Mü?

Çocuklar Niçin Oyun Oynar Hiç Düşündünüz Mü? Yapacak başka işleri olmadığı için mi? Elbette hayır! Oyun önemli ve ciddi bir iştir. Çocuk 3-6 yaş döneminde oyuna doymaz. Oyun sırasında açlığını, hatta tuvaletinin geldiğini bile fark etmez unutur. Oyun bitirilmesi gereken bir görevdir. Oyun oynamak çocukluk çağına özgü psikolojik, fizyolojik ve sosyal içerikli bir olgudur. Genellikle kendiliğinden doğan, içten, hür iradeye dayalı olarak ortaya çıkan oyun süreci çocuklar için neredeyse hayatî önem arz edecek kadar kıymetlidir. Çocuğumuzun hasta veya hastalanmak üzere olduğunu onun durgunluğundan, yani oynama isteksizliğinden anlamaz mıyız? Veya bazen çocuklar kırk derece ateşle mücadele ederken, ateş düşürücü şurubun etkisiyle biraz olsun ferahladıklarında hemen gözleriyle oyuncaklarını ararlar. Hatta acil servislere oyuncaklarıyla giderler. Oyuncaklarıyla birlikte uyurlar. Neden acaba? Oyuncak Deyip Geçilebilir Mi? Oyun sürecini irdelemeden önce, oyuncağın çocuklar için taşıdığı anlamı da değerlendirmek gereklidir. Oyuncak, bilindiği üzere çocukların oynamalarına yardımcı olmak üzere geliştirilmiş, kurgulanmış gerçek ya da hayalî işleve sahip araç ya da düzeneklerdir. Ne var ki bazı oyuncaklar çocukların gözünde bir oyun aleti olmanın ötesinde bir değere sahiptir. Oyuncağa atfedilen bu psikolojik anlam, oyuncağın maddi değerinden veya oyuncağın şeklinden tamamen bağımsızdır. Örneğin kırmızı oyuncak bir araba babayı sembolize ediyor olabilir. Anneannesinin hediye ettiği bir ayıcığa sarılarak uyurken, onun tatlı masallarını tekrar tekrar dinler gibi olur veya onun yumuşacık kucağındaymış gibi hissedebilir kendisini. Çocuk, olumsuz duygularına bir çıkış noktası olarak da görebilir bir oyuncağını. En sevdiği bebeğini yere fırlatır ve der ki: “Altını ıslatmış!” Çocukların bir rafa kaldırdığı, çok özel anlarda oynadığı, dokunmaya imtina ettiği oyuncakları da vardır. Velhasıl, elden düşürülmeyen veya oynanmayan oyuncakların bir çocuk için ne anlama geldiği, kişilere özgü ayrı bir anlatım konusudur. Bir Tedavi Yöntemi Çocukların oyun süreçleri gözlemlenerek onların ihtiyaçları, sorunları, özlemleri, korkuları, istekleri, kişilik özellikleri vs. hakkında tanımlamalar yapmak mümkündür. Çocuğun ileriki yaşamını önemli derecede etkileyecek, özel eğitim ve klinik destek almasını gerektirecek bir takım doğuştan gelen kişilik farklılıkları ve davranış bozuklukları çocuğun oyun ortamındaki tepkileri gözlemlenerek teşhis edilebilir. Çocuk mutsuz olduğunda, korktuğunda, çevresinde olanları anlayamadığında, rahatlamak, korkularını atmak için oyun oynama yolunu seçer. Aynı dili konuşmayan çocuklar oynarken hiç zorlanmazlar. Grupla veya tek başına, içsel derinliği olan, bir güven ortamında doğal veya yapay cereyan eden oyun süreçlerinden tedavi maksadıyla da yararlanılmaktadır. Özellikle saplantı şeklindeki korkuların giderilmesi oyun yoluyla gerçekleştirilebilmektedir. Oyun sürecinde yer alan rol denemeleri, hayaller sayesinde çocuk kendi kendine psikolojik sağaltım yapmış olur. Şehir Yaşamında Oyun Çocuk oyunları, saldırganlık eğilimlerinin ve enerji birikiminin zararsız bir şekilde kullanım ve yönlendirilmesinde önemli bir işleve sahiptir. Alan oyunları denilen kategoride çocuklar atlayıp-zıplayarak veya oyun araçları vasıtasıyla bir takım beceriler de geliştirirler. Zihin-kas koordinasyonu, algılama ve tepki verme hızı, kendini yaşıtlarıyla mukayese edebilme ve değerlendirme, oyun yoluyla mümkün olabilmektedir. Grup halinde oynanan alan oyunlarının sosyal gelişim ve uyum açısından da çocuklara önemli katkıları vardır. Oyunlar içerisinde farklı sosyal roller denenir, roller hakkında yeni bilgiler öğrenilir, kurallar konulur ve uymayanlara yaptırımlar uygulanır. Sosyal etkileşim, duyguların paylaşımı, olumlu veya olumsuz yaşantıların ifade edilebilmesi oyun ortamlarında sıkça görülür. Maalesef metropollerde bu alanları evlerimizde bulmamız pek mümkün olmamakta, bunun yerine alternatifler geliştirilmektedir. Ev oyunlarının daha az fiziksel aktiviteyi gerektirdiği ve zihin süreçlerine dayalı olduğu söylenebilir. Sessiz sinema, kelime bulma gibi oyunlar kültürel birikime dayalı ve öğrenme içeren süreçlerdir. Doğrusu, modern çağda çocuklara sunduğumuz ve onları saatlerce ekran karşısına çivileyen bilgisayar oyunlarının çocuklar için yukarıda sayılan yarar ve işlevlerden hangilerini yerine getirdiğini, ne tür katkılar sağladığı tartışma konusu… Bu tarz oyunlarla da şüphesiz bir öğrenme gerçekleşiyor, lâkin kime ve neye yarıyor… Anne ve Babanın Oyuna Katılımı Şüphesiz Anne babaların çocukları ile oynadıkları oyunun önemi yadsınamayacak kadar çoktur. Ancak anne babalar birlikte oyun oynama noktasında çeşitli zorluklar yaşayabilmektedir. Bunları zorlukları ortadan kaldırmak bazı yöntemler elbette var. Bazen küçük ayrıntılar çocuklar ile oyunlarınızı daha verimli hale getirebilir. Oyun Oynarken Nelere Dikkat Edilmeli? 1.Ebeveynler ne kadar oyun oynarlarsa oynasınlar, çocuklarına oyunun süresinin yeterli gelmediğinden yakınırlar. Bunun için Çocukla beraber oyunun süresi önceden belirlenmelidir. Ve çocuk oyun bittiğinde ertesi gün aynı saate tekrar oyun saati olacağı rahatlığını yaşayacağından bu konuda ısrarcı olmayacaktır. Dikkat edilmesi gereken çocuklarda zaman kavramı olmadığı için, akşam yemeğinden sonra gibi onların kavrayabileceği sekil de ifade etmek önemlidir. 2.Oyun oynarken çocukların yenmesine müsaade edilmelidir. Her zaman değil ama genelde çocukların yenmesi oyundan daha keyif almalarını sağlar. 3.Çocuklarla oyun oynarken ebeveynin de keyif alması önemli. Eğer ebeveyn oyundan keyif almazsa çocuk bir müddet sonra bunu anlar ve o da oyundan keyif almaz. 4.Oynan oyunlarda, çocuğa oyunun kaptanı olması için müsaade edilmelidir. Bu sayede çocuğun ihtiyacı olan gereksinimler giderilmiş olacak ve belki de yaşanan problemleri çözümlenmesi konusunda yol gösterici olacaktır. 5.Serbest oyunlar kadar yapılandırılmış oyunlarda çocukların ilgisini çekebilmektedir. Aynı zamanda ebeveynler için uygulaması daha pratik olabilmektedir. Oyun Örnekleri Dokun ve Tahmin Et (2 veya daha fazla kişi) Oyun şöyle oynanır; çocuğumuzun gözlerini bağlarız ve herhangi bir nesneyi elleriyle dokunarak ne olduğunu tahmin etmesini isteriz. Dinle ve Tahmin Et (2 veya daha fazla kişi) Bir diğer gözler kapalı oynanan oyun ise dinle ve tahmin et oyunudur. 10 adet nesne seçer öncelikle bunları çocuğumuza gösteririz. Sonra gözlerini bağlayıp, nesnelerden birine sert bir cisimle vurarak ses çıkarmasını sağlarız ve çocuğumuz bu sesin hangi nesneye ait olduğunu tahmin etmeye çalışır. Define Avı (2 veya daha fazla kişi) Bu oyunda amacımız evin bir köşesine sakladığımız definemizi çocuğumuza vereceğimiz ufak ipucu kâğıtlarıyla bulmasını sağlamak. Define olarak çikolata dolu bir kutu yapabiliriz. Örneğin; yatağın altına sakladığımız bir definemiz var. Çocuğumuza verdiğimiz ilk ipucu kâğıdında “senin en sevdiğin yemek durur içinde” yazdınız ve çocuk bunun buzdolabı olduğunu düşünüp gitti ve sizin daha önce buzdolabının içine yerleştirdiğiniz diğer ipucu kâğıdını buldu. O kâğıtta da ” Biz onu görürüz o bizi görmez, O konuşur dinleriz. Biz konuşuruz dinlemez ” yazıyor. Çocuk bu bilmecenin televizyon olduğunu bulur ve televizyondaki diğer ipucu kâğıdına ulaşır. Bu ve benzeri ipuçlarıyla yatağın altındaki define ulaşana kadar oyun devam eder. Örnekleri çoğaltmak elbette mümkün iyi eğlenceler… Uzman Psikolog Ayşegül Karademir Kaynak: Semerkand dergisi, 01/2005 http://www.miniklerindunyasi.com

Yeni Yazılar E-Mail Adresinize Gelsin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler