22 Şubat 2013 Cuma

Çocuklarda sınırlar nasıl olmalı?Kime ve neye Göre sınırlar?



Çocuklara dair sınırlarla ile ilgili birçok yazı okudum. Olumlu olumsuz birçok yazı ve sonuç olarak düşünüyorum ki aslında biz (aileler) sınırlarımızı bilmeliyiz. Öyle acımasız yazılarla karşılaştım ki “hata yapması halinde odaya kapatmalar, aynı acının benzerini çocuğa yaşatmalar” daha neler neler. Tabi benim yazdığım gibi net söylenmiyor bunlar. Daha sevimli hale getirilerek.(Düşünme odaları, arkadaşı ona tokat attıysa sende ona at gibi) Aslında işin özü su; karşımızda duran “emanetler” küçük beyler veya Küçük hanımlar bizi ve çevreyi keşfediyor. Bizim 20-30 yıldır gördüğümüz yaşadığımız olayları onlar belki ilk kez ya da birkaç kez yaşıyor. Koskoca insanlar bizler bile bazen yaptığımız hataları tekrar yapmıyor muyuz? Ya da Alışverişe gittiğimizde yeni bir nesne ile karşılaştığımızda şaşırıp, elimize alıp sağına soluna bakmıyor muyuz? Aynı şey onlar içinde geçerli; onlar bizim eskittiğimiz hayatı yeni keşfediyorlar. Tekrar tekrar test etmek istiyorlar. Peki bu keşif esnasında hiç kurallar olmayacak mı?



Tabî ki kurallar olmalı ama kime göre kurallar. Çocuğunuz için koymuş olduğunuz kurallar kendi rahatınız için konulmuş kurallar olmasın….. Her çocuğun hoşlandığı şeyler farklıdır ve yine her çocuk farklı yöntemle öğrenmeyi sever. Bunu en iyi bilecek kişiler şüphesiz ki annelerdir. Kimi çocuk için 30 dk oyun süresi yeterli iken kimi çocuk için 60dk oyun süresi doyurucudur. Kurallarınızı koymadan önce çocuğunuzu keşfetmelisiniz. Yoksa karşınızda kurallarınızı çiğneyen bir çocuk bulabilirsiniz. Peki kural kural dediğimiz şeyler neler.



Kurallar sayesinde karşımızda mum gibi çocuklar bekliyorsanız yanılıyorsunuz. Kurallar dediğimiz şey çocuğun güvenliği sağlandıktan sonra keşfetmesine izin vermektir. Mesela çocuk prizle oynuyorsa bunda net olmalısınız. Net olmaktan kastim her prize gittiğinde onu azarlamak değil. Sürekli çocuğu azarlamak o davranışı pekiştirir. “Bu kadın ben buraya her yaklaştığımda bir tuhaf oluyor bakalım bu sefer yine öyle olacak mı?” hissi uyandırır çocukta. Sakin ve kararlı bir şekilde bazen tek cümle ile onu oradan  uzaklaştırmalısınız. Yaş gurubun göre bunu kabullenmesi değişecektir. Hala aynı davranışta ısrar ediyorsa dikkatini başka noktaya çekmenizi öneririm. Tabi bu dikkat çekme davranışı yaşanan olaydan tamamen bağımsız çocuktan çocuğa değişen bir durumdur. Ya da sen istersen ağlamaya devam et. Ben simdi mısır patlatmaya gidiyorum ya da bebeklerinin kıyafetlerini giydireceğim gelip bana yardımda edebilirsin diyerek o konudan o ortamdan uzaklaşabilirsiniz.    



Bir diğer sıklıkla sorulan sorulardan birisi ise uyku saati. Çocuklarının bir turlu aynı saate uyumadığını, bazen gece yarılarına kadar oturduğunu söyleyen ve bundan yakınan anneler. Uyku düzeninde istikrar çok önemlidir. En fazla 1 ay içinde çocuğunuzu aynı saatte uyutmaya alıştırabilirsiniz. Tam 1 ay sürekli aynı saatte yatırabilirseniz tabi ki…. 3. gün o saatte komşu geldi 5. gün biz komsuya gittik. 7. gün başka bir gerekçe olursa bu mümkün değil. Kesinlikle çocuğunuzu ağlata ağlata uyutmanızı kastetmiyorum. İlk günler yatağına beraber yatabilirsiniz. Sonraki günler yanında oturabilirsiniz daha sonra saçlarını okşayabilirsiniz. Tabi bunun yanı sıra uykuya geçiş ritüellerinizin olması gerekir; masal kitapları hafif müzik, diş fırçalama ….. bu konuda ayrıntılı yazılarım olacak.



Kısacası ilk kural çocuğunuzu tanımalısınız.

İkinci kural kuralları neye göre koyduğunuzu tekrar gözden geçirmelisiniz.

Üçüncü kural kurallarda tutarlı olup olmadığınızı tekrar düşünmelisiniz olumsuz davranışı pekiştirmemelisiniz olabildiğince o konudan uzak başka bir konuya geçiş yapmalısınız. 

Psk Ayşegül Karademir

Yeni Yazılar E-Mail Adresinize Gelsin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

teşekkürler